Kayıtlar

Ekim, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Karakoldan ifadeye çağrıldım, avukatsız gidebilir miyim?

Telefon çalıyor ya da kapıya bir davetiye geliyor: Hakkınızdaki bir şikâyetle ilgili ifadeniz alınacak, karakola gelmeniz gerekiyor. Böyle bir çağrı alan çoğu kişinin aklına ilk gelen soru, avukatla gidip gitmemesi gerektiği oluyor. Kısa cevap şu: Avukatla gitmek bir hak; çoğu durumda zorunluluk değil. Ama bu hakkın neleri kapsadığını bilmek, ifade sırasında yaşanabilecek sıkıntıları azaltır. Çağrıya gitmemek mümkün mü? Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 145. maddesine göre ifadesi alınacak kişi davetiye ile çağrılır, çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır. Kanunun 146. maddesi de çağrıldığı hâlde gelmeyen şüphelinin zorla getirilmesine karar verilebileceğini düzenliyor. Bu yüzden çağrıyı görmezden gelmek iyi bir seçenek değil. Gitmeden önce hangi olayla ilgili çağrıldığınızı öğrenmeye çalışmak ise makul. Telefonla arandıysanız arayan birimin adını, kimin adına arandığını ve hangi gün gelmeniz istendiğini not edin; dolandırıcıların da "karakoldan a...

Maaşa haciz gelirse maaşın ne kadarı kesilebilir?

Bir sabah bordronuza baktığınızda maaşınızdan "icra kesintisi" adıyla bir tutar düşüldüğünü görüyorsunuz. İlk akla gelen soru genellikle şu oluyor: Maaşımın ne kadarı kesilebilir, hepsine el konulabilir mi? Bu sorunun cevabı İcra ve İflas Kanunu'nda. Maaş haczi nasıl başlar? Alacaklı, borçlu hakkında icra takibi başlatır ve takip kesinleştikten sonra borçlunun çalıştığı yere haciz yazısı gönderilmesini isteyebilir. İşveren bu yazıyı aldıktan sonra her ay maaştan belirlenen tutarı keserek icra dairesine gönderir. Takibin kendisine itiraz ayrı bir konu; bu yazı, takip kesinleştikten sonra maaştan yapılan kesintiyle ilgili. Çoğu kişi haczi ilk kez bordroda görür, çünkü ödeme emri eski bir adrese gitmiş ya da önemsenmemiş olabilir. Bu yüzden kesintiyi fark ettiğiniz gün ilk iş, hangi dosyadan kaynaklandığını öğrenmektir. Kanun ne diyor? İcra ve İflas Kanunu'nun 83. maddesine göre maaşlar, her türlü ücretler ve kanunda sayılan benzeri gelirler, borçlu ve ailesinin geç...

İzmir Barosu: Vatandaşın Baroyla İşi Düştüğünde Bilmesi Gerekenler

"Baro" kelimesini çoğu kişi yalnızca avukatların bağlı olduğu bir kurum olarak bilir. Oysa bir vatandaşın da baroyla işi düşebilir: tuttuğu avukatın gerçekten avukat olup olmadığını öğrenmek istediğinde, avukatından şikâyetçi olduğunda ya da ilçesinde baroya nereden ulaşacağını aradığında. Bu yazıda İzmir Barosu'nu biraz tarihiyle, biraz da bu pratik sorularla anlatmak istedim. Dava vekillerinden bugünkü baroya Türkiye'de baroların bugünkü anlamda kuruluşu 1924 yılında kabul edilen Muhamat Kanunu'na dayanır. Ancak İzmir'de avukatlar bu tarihten önce de örgütlüydü. İzmir Barosu'nun kendi tarihçesinde aktarıldığına göre, kanundan önce şehirde bir "Dava Vekilleri Cemiyeti" bulunuyordu ve bugün baroların üstlendiği rolün önemli bir kısmını bu cemiyet yürütüyordu. Baronun ilk başkanı olarak anılan isim Avukat Bekir Behlül Bey. 1856'da doğan Bekir Behlül Bey, İstanbul Hukuk Fakültesi'nden 1892'de mezun olup İzmir'de avukatlığa başlamış,...

İstifa eden işçi kullanmadığı yıllık izinlerin parasını alabilir mi?

Bu soruyu en çok işten ayrılmaya karar vermiş kişilerden duyuyorum. Çoğu zaman iki üç yıl boyunca "iş yoğun" denilerek izne çıkarılmamış, sonunda başka bir işe geçmek için istifa etmiş biri, kullanmadığı izinlerin yandığını düşünüyor. Kısa cevap: Yanmıyor. Kanun ne diyor? 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesine göre iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiğinde, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücret, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden ödenir. Buradaki "herhangi bir nedenle" ifadesi önemli. Sözleşmeyi işveren feshetmiş olabilir, işçi istifa etmiş olabilir ya da sözleşme emeklilik veya ölüm nedeniyle sona ermiş olabilir. Hangisi olursa olsun, kullanılmayan izin günlerinin karşılığı ödenir. İşçi vefat etmişse bu ücret hak sahiplerine ödenir. Kıdem tazminatından farkı da burada ortaya çıkıyor. Kıdem tazminatı, haklı bir neden olmadan yapılan istifada kural olarak doğmaz. Yıllık izin ücreti ise sözleşmenin nasıl s...

Nafaka her yıl kendiliğinden artar mı?

Kısa cevap: Her zaman değil. Nafakanın her yıl kendiliğinden artması için bunun mahkeme kararında yazılı olması gerekir. Kararda artış oranı yoksa nafaka, yeni bir dava açılıp karar verilene kadar aynı tutarda kalır. Bu soruyu genellikle şu cümleyle duyuyorum: "Beş yıl önce bağlanan nafaka bugün bir haftalık market alışverişine yetmiyor, ama karşı taraf aynı parayı yatırmaya devam ediyor." Haklı bir sitem. Yine de çözüm, elinizdeki kararın ne söylediğine göre değişiyor. Önce kararınıza bakın İlk bakılacak yer boşanma ya da nafaka kararının hüküm kısmıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, irat biçiminde ödenecek nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini hâkimin kararda belirleyebileceğini söyler. Uygulamada bu genellikle "her yıl TÜİK tarafından açıklanan on iki aylık ÜFE (veya TÜFE) ortalaması oranında artırılmasına" gibi bir cümleyle yazılır. Artış oranı kararda yazılıysa: Yeni bir dava açmaya g...

Anlaşmalı boşanmada tek duruşmada karar çıkar mı?

Kısa cevap: Çoğu zaman evet. Şartlar baştan doğru kurulursa anlaşmalı boşanma davası genellikle tek duruşmada sonuçlanır. Ancak bu kendiliğinden olmaz; hâkim üç şeye bakar ve bunlardan biri eksikse duruşma ertelenebilir. Anlaşmalı boşanmaya karar veren çiftlerin çoğu, adliyeye bir kez gidip işi bitirmek ister. Bu mümkün. Yine de duruşma salonunda ilk kez fark edilen küçük bir eksik, süreci haftalarca uzatabiliyor. Aşağıda hem kanunun aradığı şartları hem de uygulamada en sık karşılaşılan aksaklıkları anlatıyorum. Kanunun aradığı üç şart Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası anlaşmalı boşanmayı düzenler. Buna göre: Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı. Bir yıl, evlenme tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar hesaplanır. Bir yılı doldurmamış evlilikte anlaşmalı boşanma yolu kullanılamaz; dava ancak çekişmeli olarak görülebilir. Eşler birlikte başvurmalı ya da bir eşin açtığı davayı diğeri kabul etmeli. Hâkim her iki eşi de bizzat dinler ve boşanma iradesinin ...